Yeşil Ağaçkakan esas olarak Avrupa'ya özgü bir ağaçkakan türüdür. Batı Avrupa'dan Orta ve Doğu Avrupa'ya kadar geniş bir alanda yaşar; dağılımı Anadolu, Kafkasya ve Hazar'ın güneyindeki bazı bölgelere kadar uzanır. İskandinavya'nın yalnızca güney kesimlerinde bulunur ve kuzeye doğru yayılışı giderek seyrekleşir. Türkiye türün doğal yayılış alanının önemli bir bölümünü oluşturur ve uygun ormanlık, yarı açık ve ağaçlıklı habitatlarda yıl boyunca görülebilir. Büyük ölçüde yerleşiktir; düzenli uzun mesafeli göç gerçekleştirmez. Genç bireyler üreme sonrasında doğdukları alanlardan ayrılarak yeni bölgelere dağılabilir, erişkinler ise genellikle yaşam alanlarına bağlı kalır. Sert kış koşulları özellikle yerdeki karınca kolonilerine ulaşmayı güçleştirdiğinden yerel hareketlere ve nüfus dalgalanmalarına neden olabilir. Orman içerisinde kolayca gizlenmesine rağmen güçlü ve kahkahayı andıran ötüşü sayesinde varlığı çoğu zaman görülmeden önce fark edilir.
Tanımlanması ve Fiziksel Özellikleri
Yaklaşık 31–33 cm uzunluğunda, 40–42 cm kanat açıklığına sahip iri bir ağaçkakandır. Ağırlığı çoğunlukla 180–220 gram civarındadır. Gövdenin üst tarafı yeşil, alt taraf daha açık yeşilimsi-gri tonlardadır; kuyruk sokumundaki parlak sarı-yeşil bölge özellikle uçuş sırasında belirgindir. Başın tepesinde ve ensesinde canlı kırmızı renk bulunur. Göz çevresindeki siyah maske ve güçlü, koyu renkli gaga karakteristik görünümünü tamamlar. Erkek ve dişi birbirine oldukça benzer ancak erkeğin siyah bıyık çizgisinin merkezinde kırmızı alan bulunurken dişinin bıyık çizgisi tamamen siyahtır. Genç bireyler erişkinlerden belirgin biçimde farklıdır; tüylerinde yoğun beneklenme ve çizgilenme görülür. Uçuşu diğer ağaçkakanlar gibi belirgin biçimde dalgalıdır. Ağaç gövdelerine rahatlıkla tırmanabilmesine rağmen diğer birçok ağaçkakandan farklı olarak zamanının önemli bölümünü yerde geçirir. Uzun ve yapışkan dili karınca yuvalarının galerilerine ulaşabilecek biçimde özelleşmiştir.
Habitat
Yeşil Ağaçkakan kapalı ve kesintisiz ormanlardan çok, yaşlı ağaçlarla açık alanların yan yana bulunduğu çeşitli peyzajları tercih eder. Yaprak döken ve karışık ormanların kenarları, açıklıklar, seyrek koruluklar, nehir boyu ağaçlıkları, parklar, büyük bahçeler, eski meyve bahçeleri ve ağaçlıklı meralar uygun yaşam alanlarıdır. Habitat seçiminde iki unsurun birlikte bulunması önemlidir: yuva açabileceği yaşlı veya yumuşamış gövdeli ağaçlar ve karınca arayabileceği kısa otlu açık zeminler. Bu nedenle orman kenarındaki çayırlar ve otlatılan meralar özellikle değerli beslenme alanları oluşturabilir. Yuvasını çoğunlukla kendi açtığı ağaç kovuğuna yapar; söğüt, kavak ve çeşitli yaşlı yaprak döken ağaçlar kullanılabilir. Eski yuva kovukları sonraki yıllarda yeniden değerlendirilebilir. Genellikle 4–6 yumurta bırakır. Kuluçkaya erkek ve dişi birlikte katılır ve kuluçka yaklaşık 18–20 gün sürer. Yavrular çıplak ve tamamen ebeveyne bağımlı çıkar; yaklaşık üç hafta boyunca kovukta beslenerek geliştikten sonra yuvadan ayrılır.
Beslenme
Yeşil Ağaçkakan diğer birçok ağaçkakanın aksine besinini esas olarak ağaç kabuklarından değil yerde arar ve beslenmesinin büyük bölümünü karıncalar oluşturur. Özellikle toprak altında yaşayan karıncalar ile bunların larva ve pupalarını tüketir. Karınca yuvasının girişini gagasıyla genişlettikten sonra son derece uzun, hareketli ve yapışkan dilini galerilerin içerisine uzatarak avlarını toplar. Kışın dahi karınca yuvalarına ulaşabilmek için sertleşmiş toprağı veya kar örtüsünü kazabilir. Karıncaların yanında çeşitli böcekler, larvalar, solucanlar ve küçük yumuşakçalar da tüketilir; meyve ve bazı bitkisel besinler daha sınırlı olarak diyete girebilir. Beslenme alanlarının seçiminde yalnızca karınca bulunması değil, kuşun zemine kolay ulaşabilmesi de önemlidir. Kısa otlu meralar, çayırlar ve seyrek bitkili açıklıklar bu nedenle yoğun biçimde kullanılır. Bilimsel arazi çalışmalarında üreyen bireylerin karınca bakımından zengin kısa otlu alanları belirgin biçimde tercih ettiği gösterilmiştir. Bu güçlü besin uzmanlaşması nedeniyle açık çayırların tamamen kapanması veya yoğun tarımsal kullanımla yapısının değişmesi türün beslenme olanaklarını azaltabilir.