Karaayaklı Martı, Kuzey Yarımküre'nin soğuk ve ılıman denizlerinde geniş yayılış gösteren, yaşamının büyük bölümünü açık denizde geçiren bir martıdır. Kuzey Atlantik'te Kanada ve Grönland'dan İzlanda, Britanya Adaları ve İskandinavya üzerinden Rusya'nın Arktik kıyılarına kadar çok sayıda kolonide ürer; ayrıca Kuzey Pasifik'te de geniş bir üreme dağılımı bulunur. Üreme sonrasında kolonilerden ayrılarak aylar boyunca okyanusa dağılır ve karadan çok uzakta yaşayabilir. Kuzey Atlantik popülasyonları kışın güneye doğru genişler; Kuzey Denizi, Batı Avrupa ve zaman zaman Akdeniz havzasına ulaşan bireyler görülür. Türkiye normal dağılım alanının oldukça güneyinde kalır ve tür burada nadir bir konuktur. Kayıtlar özellikle Karadeniz ve İstanbul Boğazı çevresinde yoğunlaşır. Kuvvetli kuzeyli rüzgârlar ve fırtınalar açık denizdeki bireyleri kıyıya veya boğazlara yaklaştırabildiğinden, Türkiye'deki karşılaşmaların önemli bölümü sonbahar ve kış dönemindedir.
Tanımlanması ve Fiziksel Özellikleri
Karaayaklı Martı zarif gövdeli, küçük başlı, ince gagalı, uzun ve sivri kanatlı bir deniz martısıdır. Erişkinde baş, boyun, kuyruk ve alt taraf temiz beyaz; sırt ve kanat üstleri açık gridir. Kanat uçları belirgin siyahtır ve uçuşta siyah bölgenin üçgen biçimli, temiz sınırlı görünmesi karakteristiktir. Gaga sarı, bacaklar ve ayaklar adının da belirttiği gibi koyu siyahımsıdır. Kış giysisinde başın arka tarafında gri bir leke, kulak örtüleri çevresinde koyu işaret ve ensede soluk gri tonlar gelişebilir. Genç bireyler erişkinlerden oldukça farklı ve son derece karakteristiktir: kanat üstünde siyah M biçimli desen, ense arkasında koyu bant, siyah gaga ve beyaz kuyruğun ucunda koyu bant bulunur. Kuyruk hafif çatallıdır; bu özellik özellikle uçuşta fark edilebilir. Yaş ilerledikçe gençlik desenleri kaybolur ve temiz gri-beyaz erişkin görünümü gelişir. Karabaş Martı ve diğer küçük martılardan daha denizcil yapısı, sivri kanatları, kısa bacakları ve uçuş biçimiyle ayrılır. Uçuşu hafif, akıcı ve güçlüdür; rüzgârlı denizlerde dalgaların yüzeyini izleyerek rahatça süzülür. Kolonilerde oldukça gürültülüdür ve İngilizce “kittiwake” adı da sık tekrarlanan, tiz ve ritmik çağrısının ses benzetmesinden kaynaklanır.
Habitat
Karaayaklı Martı diğer birçok martıdan farklı olarak açık okyanusa son derece güçlü biçimde bağlıdır. Üreme dönemi dışında kıyıya uğramadan uzun süre denizde kalabilir; kıta sahanlığı kenarları, denizel cepheler, akıntıların karşılaştığı üretken bölgeler ve balık sürülerinin yoğunlaştığı sular temel yaşam alanlarıdır. Karaya esas olarak üremek için gelir. Koloniler çoğunlukla denize bakan sarp kayalık uçurumlarda kurulur. Yuvalar dar kaya çıkıntıları, raflar ve dik yüzeylerdeki küçük basamaklar üzerine yerleştirilir; bazı bölgelerde liman yapıları, binalar ve benzeri insan yapımı dik yüzeyler de kullanılabilir. Çamur, ot, yosun ve bitkisel malzemelerle yapılan yuva, dar çıkıntı üzerinde yumurtaların düşmesini engelleyecek sağlam bir çanak haline getirilir. Aynı koloni ve yuva noktası yıllarca tekrar kullanılabilir. Sarp kayalıklarda yuvalama, birçok kara yırtıcısına karşı koruma sağlar ancak üreme başarısı çevredeki denizin besin üretkenliğine doğrudan bağlıdır. Özellikle yavru döneminde erişkinlerin koloni yakınında yeterli küçük balık bulabilmesi kritik önemdedir. Deniz sıcaklığındaki ve balık stoklarındaki değişimler bazı Kuzey Atlantik kolonilerinde üreme başarısının düşmesiyle ilişkilendirilmiştir. Balıkçılık faaliyetleri, deniz kirliliği ve plastikler de türün denizde karşılaştığı baskılar arasındadır.
Beslenme
Karaayaklı Martının beslenmesinde küçük sürü balıkları önemli yer tutar; ayrıca küçük kabuklular, kalamarlar ve çeşitli deniz omurgasızlarını tüketir. Avını çoğunlukla deniz yüzeyinden veya yüzeye yakın tabakalardan alır. Uçarken suya doğru alçalabilir, yüzeydeki avı gagasıyla toplayabilir veya kısa ve sığ dalışlar yapabilir. Balık sürülerinin yoğunlaştığı alanlarda diğer deniz kuşlarıyla birlikte beslenme toplulukları oluşturur. Balıkçı teknelerinin çevresindeki uygun artık ve avlardan da yararlanabilir. Üreme döneminde erişkinler koloniden denize çıkarak yavrular için küçük balık toplar ve avın azaldığı yıllarda daha uzak mesafelere gitmek zorunda kalabilir. Bu nedenle denizdeki besin bolluğu kolonilerin üreme başarısını doğrudan etkiler.