Sumru, Kuzey Yarımküre'nin ılıman ve serin bölgelerinde geniş bir üreme dağılımına sahip uzun mesafeli göçmen bir deniz ve sulak alan kuşudur. Avrupa'nın büyük bölümünde, Asya'nın geniş kesimlerinde ve Kuzey Amerika'da ürer; kıyıların yanı sıra uygun büyük göl ve nehirlerde iç kesimlere kadar sokulur. Türkiye'de özellikle kıyılar, deltalar, lagünler, göller ve uygun adacıklarda görülür; ilkbahar ve sonbahar göçlerinde çok daha geniş bir alana yayılabilir. Üreme sonrasında güneye yönelerek uzun mesafeler kat eder. Avrupa kökenli bireylerin önemli bölümü Afrika kıyıları boyunca kışlama alanlarına ulaşır. İzleme araştırmaları aynı üreme kolonisindeki bireylerin bile Afrika'ya farklı göç rotalarını kullanabildiğini ve farklı kışlama bölgelerine gidebildiğini göstermektedir. İlkbaharda tekrar kuzeye dönen erişkinler daha önce kullandıkları üreme bölgelerine güçlü bağlılık gösterebilir. Genç kuşlar ise ileride üreyecekleri koloniyi seçmeden önce farklı kolonileri ziyaret ederek uygun alanları değerlendirebilir.
Tanımlanması ve Fiziksel Özellikleri
Yaklaşık 32–39 cm uzunluğunda, 72–83 cm kanat açıklığına sahip ince ve zarif yapılı bir sumrudur. Ağırlığı çoğunlukla 125–150 gram civarındadır. Üreme dönemindeki erişkinin başında enseye kadar uzanan siyah bir başlık, açık gri sırt ve kanatlar ile beyazımsı-gri alt taraf bulunur. Gaga kırmızı ve ucunda belirgin koyu bölüm vardır; bacaklar da kırmızıdır. Kuyruk uzun ve çatallıdır. Kış giysisinde alın beyazlaşır, gaga koyulaşır ve genel görünüm daha soluk hale gelir. Genç bireylerde sırt ve kanatlarda kahverengimsi desenler görülür. Kutup Sumrusuyla kolaylıkla karıştırılabilir; Sumru genellikle biraz daha uzun bacaklıdır, gagasının koyu ucu belirgindir ve yerde duran kuşta kanat uçları kuyruğa yaklaşık olarak ulaşır. Uçuşu son derece çevik ve hafiftir. Uzun sivri kanatlarıyla su üzerinde sürekli yön değiştirerek ilerler, av gördüğünde kısa süre havada asılı kalabilir ve ardından hızla suya dalabilir.
Habitat
Sumru hem deniz kıyılarında hem de iç sularda yaşayabilmesiyle birçok sumrudan daha geniş habitat kullanımına sahiptir. Kıyı adaları, kum ve çakıl düzlükleri, deltalar, lagünler, tuzlu bataklıklar, nehir adacıkları, büyük göller ve baraj çevreleri üreme alanı olarak kullanılabilir. Genellikle koloniler halinde yuvalar; bazen başka sumru ve martı türleriyle aynı alanı paylaşır. Yuva çoğunlukla çıplak veya seyrek bitkili zeminde açılmış sığ bir çukurdur ve az miktarda bitkisel materyal, çakıl veya kabuk parçalarıyla çevrilebilir. Çoğunlukla 2–3 yumurta bırakılır. Kuluçka yaklaşık 22–26 gün sürer ve iki eş de yumurtalar ile yavruların bakımına katılır. Yavrular yaklaşık dört hafta içerisinde uçabilecek hale gelir. Koloniler kara yırtıcılarından korunabilecek adacıklarda daha başarılı olabilir. Su seviyesindeki ani yükselmeler, insan rahatsızlığı, kıyı düzenlemeleri ve uygun yuvalama adalarının kaybı kolonileri olumsuz etkileyebilir. Uygun doğal alanların azaldığı bazı bölgelerde hazırlanan yüzer yuva platformlarını da kullanabilmektedir.
Beslenme
Sumrunun temel besinini küçük balıklar oluşturur. Bunun yanında kabuklular, küçük kalamarlar ve çeşitli sucul veya uçan böcekler de tüketilebilir. Avlanırken su yüzeyinin üzerinde uçarak aşağıyı dikkatle tarar; balığı gördüğünde çoğunlukla doğrudan veya kısa süre havada asılı kaldıktan sonra baş aşağı dalar. Genellikle yüzeye yakın balıkları yakalar ve avıyla birlikte yeniden havalanır. Zaman zaman su yüzeyindeki böcekleri uçarken toplayabilir ve diğer sumruların yakaladığı balıkları çalmaya çalışabilir. Erkek tarafından dişiye balık getirilmesi kur davranışının önemli bir parçasıdır. Yavruların büyüme döneminde ebeveynler koloniden çevredeki beslenme alanlarına tekrar tekrar giderek küçük balık taşır. Uzun süreli bilimsel çalışmalar, yavrunun aldığı besin miktarının uçma başarısıyla doğrudan ilişkili olduğunu; ayrıca deneyimli erişkinlerin av yakalama başarısının ilk kez üreyen bireylerden daha yüksek olabildiğini göstermektedir. Bu nedenle koloninin başarısı yalnızca güvenli yuva alanına değil, yakın çevrede yeterli miktarda ve uygun büyüklükte balığın bulunmasına da bağlıdır.